Glokom / Göz Tansiyonu
Glokom, göz tansiyonu da denilen göz içi basıncının artmasına bağlı görme sinirinin hasarıyla sonuçlanan ciddi bir göz hastalığıdır.

Göz küresi içinde göz içi merceği ile kornea (gözün dış yüze bakan şeffaf kısmı) arasında kalan bölgede dolaşan göz içi sıvısının görme siniri (optik sinir) üzerinde oluşturduğu normalden yüksek basınca glokom ya da göz tansiyonu denir.

Göz içi basıncının normal düzeyi 10 – 20 milimetre civa arasındadır. Glokomun oluşması için yüksek göz içi basıncı gerekse de, ne kadar bir basıncın glokoma yol açacağı belli değildir. Bu değer kişiden kişiye değişir. Ayrıca sadece göz içi basıncının yüksek bulunması da glokom teşhisi için yeterli değildir. Glokom teşhisi için göz dibindeki görme sinirinin hasarı şarttır. Göz içi basıncı yüksek olup, göz dibindeki sinirlerde hasar olmamasına oküler hipertansiyon denir.

Glokom Tipleri
Yetişkinlerde daha çok iki tip glokom izlenir.

Açık açılı glokom; en yaygın olan glokom çeşididir. Glokom şikayetlerinin %85 – 90’ı bu türdendir. Her ne kadar kornea ve iris tarafından oluşturulan boşaltım açısı açık olsa da, bu açıda bulunan trabeküler ağın süzme yeteneği azaldığından göz içi sıvısı boşalır. Bu da sıvının geride birikmesine ve gözün içinde yavaş biçimde basınç artışına neden olur. Tipik olarak başlangıç evresinde belirti göstermez. Göz içi basıncı yavaş yükseldiği için de belirtiler yavaş başlar. Görme kaybı yavaş geliştiğinden geç fark edilir ve görme kaybı geç fark edildiği için kalıcı hasarın çoktan ortaya çıkması muhtemeldir.

Dar açılı glokom;
diğer adıyla açı kapanması glokomudur ve hastaların %5 – 10 arasını oluşturan glokom tipidir. Bu tür glokomu olan kişilerin ön kamara açıları doğumdan gelen anormalliğe veya başka bir sebebe bağlı olarak daha dardır. Açı darlığı olan bu tür kişilerin gözlerinde göz sıvısının süzüldüğü yer olan trabeküler ağın önünde iris kökü toplanacağından göz sıvısının dışarı çıkması engellenecektir. Dar açılı glokomda göz tansiyonu çok hızlı yükselir. Hastalar bulanık görme, şiddetli göz ağrısı, baş ağrısı, ışığın etrafında gökkuşağı hareleri, mide bulantısı ve kusmalar tarif eder. Şikayetlerin hızlı ve şiddetli olarak ortaya çıktığı bu tablo göz sağlığı açısından acil bir durumdur.
Ayrıca göz içi basıncın normal olduğu glokom tipi de vardır ve bu tür en az anlaşılabilen glokom türüdür. Burada göz tansiyonu normal sınırlar içerisinde olduğu gibi görme sinirinde hasarlar mevcuttur. Görme alanı bozukluğu diğer glokom tiplerinin aksine merkezden başlar.
Yaklaşık 10 bin doğumdan 1’inde doğumsal glokom görülebilir. En dikkat çekici özelliği gözlerin aşırı büyük olmasıdır ve iki gözü birden tutabilir. Saydam olması gereken kornea tabakasında bulanıklık, sürekli göz yaşarması ve korneanın çok aşırı büyümesi de diğer belirtileridir. Anne ve babaların bulguyu erken görmesi ve uzman bir hekime başvurması yapılan başarılı ameliyatlarla çocuğun görme yeteneğinin tam gelişmesine olanak sağlayabilmektedir.

Belirtileri ve Sebepleri
Glokomun belirtileri; görmede bulanıklaşma, gözde şiddetli ağrı veya ışığa bakıldığında gökkuşağı gibi harelerin görülmesi glokom lehine değerlendirilir. Bu belirtileri olan kişilerin vakit kaybetmeden doktorlarına başvurmaları gerekir. Ancak glokom olan kişilerin çoğu değişiklikleri fark etmez. Erken tanı glokomun tedavisinde çok önemlidir.
Glokom her yaşta görülmesine karşın kırk yaşından sonra daha sık görülür. Sebep ve risk faktörleri ise;

• Ailede glokom geçmişi,
• Yüksek numara gözlük kullanımı,
• Steroid (kortizon) göz damlası kullanımı,
• Göz travması geçirilmiş olması,
• Diyabet,
• Hipertansiyon
• Migren
olarak sayılabilir.

Tanı ve Tedavi
Düzenli olarak göz uzmanınıza muayene olmak glokomu teşhis etmede en iyi yoldur. Glokomun dört temel testinden ilk ikisi her muayenede mutlaka yapılır.

Tonometri testi göz içi basıncını ölçülmesidir. Pratikte iki farklı yöntem uygulanır. Bunlardan birinde göz damlayla uyuşturulur ve hasta yatar pozisyonda gözüne bir alet değdirilerek mekanik olarak ölçüm yapılır. Diğerinde ise göze bir şey damlatılmadan ve değdirilmeden hava püskürtülerek ölçüm yapılır.

Oftalmoskopi gözün içi ile özellikle arka kısmını ve optik sinirleri muayene etmekte kullanılan bir yöntemidir. Bu muayene için adına oftalmoskop denen ucundan ışık yayan ve içindeki mercek sistemiyle gözün yapılarını büyülten bir cihaza ihtiyaç vardır. Yapıları daha net görebilmek için oftalmoskopi işleminin karanlık bir ortama yapılması tercih edilir.



Perimetri testine görme alanı testi de denir. Bu test sırasında hastadan doğrudan karşıya bakması istenir. Bu esnada görme alanın çevresinde çeşitli hareketli ışıklar belirir. Hasta saptaya bildiği ışıklar kaydeder. Bu test sayesinde hastanın görme alanının haritası çıkarılır.

Gonioskopi iris ile korneanın buluştuğu bölgeyi görmeyi sağlayan bir yöntemidir. İçinde belli açılarla yerleşmiş aynalar ve mercekler bulunduran bir aletle yapılır. Bu alet gözün yüzeyine yerleştirilir ve gözün ön kamera denen kısmındaki açıyı oluşturan iris ile kornea birleşme noktaları değerlendirilir. Ağrısız bir testtir ve glokoma sebep olan açı değişiklikleri bu yöntemle saptanır.

Bu testlerin hepsi herkes için gerekli olmayabilir. Mevcut durumdan oluşabilecek sapmaları takip etmek için düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Glokom genellikle göz damlalarıyla kontrol edilir. Glokomda ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. Bu damlalar gözde üretilen sıvının miktarını azaltarak ya da drenajını arttırarak veya her iki etkisiyle birlikte göz tansiyonunu düşürür. Bu damlalar görmeyi korumaya yardımcı olur. İlaç tedavisinde önemli olan hastanın ilaçları sürekli olarak düzenli kullanmasıdır. Nadir durumlarda oral yoldan ilaç tedavisi uygulanır.

Ancak bazı durumlarda bu tür ilaçlar, zaman zaman gözde batma ya da kaşınma, gözün beyaz kısmında ya da gözün kapağı ve çevresinde ciltte kızarıklık, nabızda ya da kalp atışında değişiklik, kişinin istek ve hareketlerinde azalma, nefes almada zorluk çekme (özellikle astımı olan kişilerde), ağız kuruluğu, tad almada değişiklik, baş ağrısı, bulanık görme, gözün renkli tabakasında (iris) renk değişikliğine sebep olabilir. Bu nedenle bu ilaçları kullanan hastaların dikkatli olmaları ve şikayetleri olduğunda hekimlerine hızlıca iletmeleri istenir. Yine bazı durumlarda kullanılan ilaçlar diğer ilaçlarla etkileşebilir. Bu yüzden hastalardan kullandığı göz ilaçları ile birlikte diğer ilaçlarının da listelemesi beklenir.

İlaç tedavisinin yeterli olmadığı bazı durumlarda, lazer ve cerrahi tedavi uygulanır ve hasarın ilerlemesi durdurulmaya çalışılır. Bu durumda ilk başvurulan yöntemlerden biri laser trabeküloplastidir.

Bu yöntem muayenehane şartlarında uygulanır. Göz damlayla uyuşturulduktan sonra ön kamara sıvısının dışa akımının gerçekleştiği trabekülum denilen açı dokusuna laser uygulanır ve göz içi sıvısının drenajı sağlanır. İşlem sonunda hasta evine gidebilir. Laser trabeküloplastinin bazı gözlerde göz içi basıncının kontrolünde çok başarılı olmakla birlikte etkisi 2 – 3 yıl içinde azalabilmektedir. Laser tedavisiyle yanıt alınmadığı veya etkisinin kaybolduğu durumda cerrahi yöntemler uygulanır. Bunların başında trabekülektomi ameliyatı gelir. Ameliyatta açı dokusundan bir parça çıkarılarak sıvının uzun süreli drenajı hedeflenir. Ameliyat sonrasında ilaç tedavisi sürdürülmelidir. Bu ameliyatın göz basıncını düşürmedeki başarı oranı %70 cıvarındadır. Ancak belli bir süre sonra ameliyatla oluşturulan kanalda daralma meydana gelebilir, bu durumda ikinci bir ameliyat gerekir.

Tedavilere yanıt vermeyen bazı inatçı glokom türlerinde standart ameliyat teknikleriyle sonuç almak mümkün değildir. Bu tür durumlarda şant ameliyatı yapılır. Ameliyatta gözün ön kamarası ile göz dışı doku katmanları arasına yapay bir geçit vazifesi görecek valflı bir tüp yerleştirilir.

Glokom Simülatörü

Glokomun hastada görmeyi nasıl etkilediğini görmek için yukarıdaki simülatörü kullanabilirsiniz.
İmleçi sağ ve sol butonun üzerine getirerek
hastalık gelişimini aşamalar halinde izleyebilirsiniz. Sağ yön hastalığın ilerlemiş yönünü göstermektedir.